Ceza avukatı

CEZA YARGILAMASINDA CEZA DAVASININ TARAFLARI KİMLERDİR?

Mağdur, şikâyetçi, malen sorumlu, katılan, şüpheli, sanık, Cumhuriyet Savcısı, hâkim, Ceza avukatı olan müdafii ve vekil (ağır ceza avukatı gibi) , ceza yargılamasının taraflarını oluşturmaktadır.

Mağdur; suça muhatap olan ve suçtan zarar gören kişiyi,

Şikâyetçi; söz konusu suça ilişkin ceza takibatının yapılması için ilgili resmi makamlara söz konusu suç hakkında şikâyette bulunan kişiyi,

Malen sorumlu; yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,

Katılan; mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katıldıktan sonra aldıkları sıfatı,

Şüpheli; soruşturma evresinde söz konusu suçu işlediğine dair kendisinden şüphe edilen kişiyi,

Sanık; kovuşturma evresinde söz konusu suçu işlediğine Cumhuriyet Savcısı tarafından kanaat getirilen ve hâkim tarafından iddianamede talep edilen şekilde cezalandırılması istenen kişiyi temsil etmekle birlikte kaçak ve gaip sanıkların yargılanması ayrı bir usule tabidir.

Cumhuriyet Savcısı; söz konusu suç şüphesi hakkında araştırma yapıp inceleme yapan ve gerekli görürse sanığın yakalama ve gözaltına alınması için talepte bulunan ve iddianame düzenleyip mahkemeye sevk işlemini yapan kamu görevlisini,

Hâkim; ceza yargılamasını yapan ve sanık hakkında kanunun öngördüğü şekilde hüküm veren kamu görevlisini,

Müdafii; şüpheli ve sanık vekilliğini yapan avukatı,

Vekil ise; müşteki ve katılan vekilliği yapan Ceza avukatını veya ağır ceza avukatlarını ifade eder.

Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. Mağdur ile şikâyetçinin/müştekinin hakları şunlardır:

a)Soruşturma evresinde;

1.Delillerin toplanmasını isteme,

2.Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,

3.Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

4.Vekil aracılığı ile soruşturma belgelerini ve el konulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,

5.Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.

b)Kovuşturma evresinde;

1.Duruşmadan haberdar edilme,

2.Kamu davasına katılma,

3.Tutanak ve belgelerden örnek isteme,

4.Tanıkların davetini isteme,

5.Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,

6.Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.

Mağdur, on sekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir. Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.

Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır. Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz. Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez. İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.

Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller ise istisna oluşturabilir. Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur.

Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.

Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.

Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur. Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur. Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.

Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine ceza avukatı görevlendirilmesini isteyebilir. Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.

Katılma davayı durdurmaz. Tarihi belirlenmiş olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer işlemler vaktin darlığından dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine haber verilemeyecek olsa bile belirli gününde yapılır. Katılmadan önce verilmiş olan kararlar katılana tebliğ edilmez.

Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet savcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder. Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir. Karar, katılanın başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı işi yeniden takip eder. Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.

CEZA AVUKATI VE AĞIR CEZA AVUKATI BAKIŞ AÇISIYLA KOVUŞTURMA (ASLİYE CEZA MAHKEMESİ VE AĞIR CEZA MAHKEMESİ) AŞAMASI VE ADİL YARGILAMA İLKESİ NEDİR?

Ağır Ceza avukatına göre Kovuşturma; yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade etmektedir. Soruşturma evresinde suç uzlaşma kapsamında kalan bir suçsa uzlaşma/uzlaştırma aşamaları geçilmiş ve taraflar uzlaşamamışsa İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır. İddianame, çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur.

Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kağıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır. Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; ceza avukatı olan müdafii de sanıkla birlikte davet olunur.

Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır. Çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.

Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir. Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.

Sanığın kabul edilen istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir. Mahkeme başkanı veya hakim, sanığın veya katılanın veya ceza avukatı olan müdafinin gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir.

Ancak, davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilir. Sanık, doğrudan doğruya davet ettireceği veya duruşma sırasında getireceği bilirkişi ve tanıkların ad ve adreslerini Cumhuriyet savcısına makul süre içinde bildirir. Cumhuriyet savcısı da, iddianamede gösterilen veya sanığın istemi üzerine davet edilen tanık ve bilirkişiler dışında gerek mahkeme başkanı veya hakim kararıyla, gerek kendiliğinden başka kimseleri davet ettirecek ise bunların ad ve adreslerini sanığa veya ceza avukatlarına yine makul süre içinde bildirir.

Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir. Bu husus, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.

Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez. İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.

Tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı halinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekili olan ağır ceza avukatına, sanığa ve müdafiine bildirilir.

Düzenlenen tutanağın örneği hazır bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafiye verilir. Yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıda bahsedilen durum uygulanır. Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde yapılacak bu tür işlerde hazır bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hakim veya mahkeme tarafından zorunlu sayılan hallerde tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın da bu tür işlerde hazır bulunmasına karar verilebilir.

Duruşma herkese açıktır. Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır. Adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz.

Bu husus, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da söz konusudur. Açıklığın kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak duruşma, istem üzerine veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.

Sanık, on sekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Açıklığın kaldırılması kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilir. Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu halde adı geçenler, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır.

Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz. Açık duruşmanın içeriği, milli güvenliğe veya genel ahlaka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.

Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde ceza avukatı olan müdafinin hazır bulunması şarttır. Müdafinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir.

Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir. Birden çok Cumhuriyet savcısı ve birden çok avukat aynı zamanda duruşmaya katılabilecekleri gibi aralarında iş bölümü de yapabilirler. Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir.

Ancak, zorunlu hallerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir. Çağrı kağıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir. Bu süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.

Sanığın ve ceza avukatından olan müdafinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız/kelepçesiz olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar.

Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar. Duruşmada, sırasıyla; a)Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır, b)İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır, c)Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilir, d)Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.

Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmayı yönetir ve sanığı sorguya çeker; sanık hakkında arama ve el koyma kararı varsa toplanan eşyalar ve diğer delillerin ikame edilmesini sağlar.

Duruşmada ilgili olanlardan biri duruşmanın yönetimine ilişkin olarak mahkeme başkanı tarafından emrolunan bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu hususta bir karar verir. Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.

Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. Bu husus varsa ceza avukatları olan müdafiye bildirilir.

Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.

Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.

Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır. Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde ceza avukatı müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.

Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafinin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir.

Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. Sorgu tutanağı duruşmada okunur. Hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.

Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir. Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.

Sanık hazır bulunmasa da ağır ceza avukatı olan müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir. Duruşma, sanık hazır bulunmaksızın yapılırsa, mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları gidermek için sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.

Ancak, sanık kendi istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya ağır ceza avukatları olan müdafii aracılığıyla temsil edilmek yetkisini kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz. Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama ve gözaltına alma şeklinde  getirilmesine her zaman karar verebilir.

Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir. Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır.

Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.

Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir. Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hakimler, yukarıda belirtilen kişilere soru sorabilir.

Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir. Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.

Yukarıda anlatılanlar, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hakim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.

Ayrıca sanık; a)İddianamenin anlatılması, b)Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir.

Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz. Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenmiştir.

Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder. Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi uygulanmaz.

Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın ceza avukatı olan müdafisi yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister.

Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır. Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar verebilir.

Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.

Ortaya konulması istenilen bir delil şu hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa, c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa. Cumhuriyet savcısı ile sanık veya ceza avukatları olan müdafisi birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.

Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez. Tanıklar, dinlendikten sonra ancak mahkeme başkanı veya hâkimin izniyle duruşma salonundan ayrılabilir.

Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada anlatılır. Sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece karar verilebilir.

Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.

Şu belgelerin ise duruşmada okunmasıyla yetinilir. a)Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse, b)Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse, c)İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa.

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya ceza avukatı olan müdafii yukarıda belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.

Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım edilir. Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.

Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafisinin hazır bulunduğu soruşturma aşamasındaki kolluk  ifade ve sorgusuna ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.

Bir açıklamayı ve görüşü içeren resmî belge ve diğer yazılar ve fennî muayene ve doktor raporlarının okunmasından sonra gerekli görülürse belge ve diğer yazılar veya raporda imzası bulunanlar, açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılabilirler.

Açıklama ve görüş veya rapor bir kurul tarafından verilmişse mahkeme, kurulun görüşünü açıklamak üzere görevi, üyelerden birine vermeyi kurula önerebilir.

Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur. Ortaya konulan delillerle ilgili özellikle varsa savcılık izni ile telefon dinlenilmesine ilişkin tape kayıtları vs gibi deliller okunur ve  tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.

Cumhuriyet savcısı, katılan veya ağır ceza mahkemesi avukatı olan vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.

Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez. Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.

Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, tutuklama şeklinde mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.

Beraat kararı; a)Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b)Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c)Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d)Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir.

Sanık tutuklu ise derhal salınır ve de bu durumda sanığın haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası açma hakkı doğar.

Sanık hakkında; a)Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, b)Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, c)Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, d)Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a)Etkin pişmanlık, b)Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c)Karşılıklı hakaret, d)İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir. Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkumiyet yerine veya mahkumiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.Bu durumda sanık 7 gün içerisinde üst mahkemeye gitme hakkına sahiptir.

Başka bir deyişle sanık olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf yoluna başvurmalıdır.Aksi takdirde karar kesinleşir.

Olağan kanun yollarına başvurup talebi reddedilen sanık şartları varsa olağanüstü kanun yollarına başvurabilir.

Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.

Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.

Derhâl beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Adlî yargı dışındaki bir yargı mercisine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.

Mahkemece karar ve hükümler oybirliği veya oyçokluğuyla verilir. Karşı oya tutanakta yer verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir. Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. Bahsedilen bu yazılı bildirimler, varsa ceza mahkemesi avukatı olan müdafisine yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.

CEZA AVUKATI KİMDİR?

Ceza avukatı; Sanığı veya Müştekiye savunan, haklıyı ve haksızı adalet süzgecinden geçiren hukukçu olup ceza avukatları aynı zamanda Savunmanın da en güçlü kalesidir.
Günümüzde ticari ilişkilerin karmaşık hale gelmesi ile birlikte özellikle ceza avukatının  da zorlandığı dolandırıcılık davalarının sayısı oldukça artmıştır.

Siyasi iktidarların ”ekonomik suçlara hapis cezası verilmemelidir ” şeklindeki yaklaşımının istisnasını oluşturan ve ağır ceza avukatları için önem arz eden dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilik suçlarının işleniş şekilleri de çoğalmıştır.
Bu suçların oluşabilmesi için ayrıca evrak üzerinde sahtecilik unsuru oluşturacak bir işlemin gerçekleşmiş olması ve sonuç olarak sahte evrak vasfını kazanmış olması gerekmektedir.

Ağır ceza avukatı olarak tespitimiz en çok çek keşide etme yolu ile bu suç işlenmektedir.
Suçun oluşabilmesi için söz konusu evrakta sahtecilik unsurunu oluşturacak bir işlemin gerçekleştirilmiş olması ve bunun sonucu evrakın sahte evrak niteliği kazanmış olması şarttır.

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına  ve de Ceza avukatının görüşüne göre çekle dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi,çekin alışveriş sırasında ve borcun doğumu anında,alacaklı kişinin,çeke güvenerek hukuki ilişkiyi kurmasına bağlıdır ve borcun doğumu ile çekin verilmesinin aynı anda olması,çekle dolandırıcılık suçunun oluşması açısından önem arz etmektedir.

Ceza avukatlarının hukuk eğitimindeki en bilindik öğretisi ”Doğmuş borç için,sonradan çek verilmesi dolandırıcılık suçunun oluşmasını engellemektedir.”
Tarafların, çeklerin tanziminden çok daha öncelere dayanan ticari ilişkileri varsa dolandırıcılık suçu oluşmamaktadır.

” Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.3.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında vurgulandığı üzere; önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç,kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle;
Sanık müdafiinin 11.01.2010 tarihli dilekçesinde “sanıklar ile şikayetçi firmanın cari hesap usulüyle çalıştığını ve çekin önceden doğmuş bir borç nedeniyle verildiğine” ilişkin savunmasının, ödemelerin sonradan yapıldığını beyan eden tanık tarafından doğrulanması ve katılanın da 02.10.2009 günlü beyanında “sanıklarla ticari ilişki nedeniyle çek alışverişlerinin olduğunu, suça konu çekin alacağa karşılık sanıklar tarafından verildiğini” beyan etmesi ve vekilinin de 24.05.2004 tarihli şikayet dilekçesinde “sanıkların müvekkiline olan borca karşılık çeki ciro ederek verdiklerini” iddia etmesi karşısında;çekin önceden doğmuş bir borç nedeniyle verilip verilmediği araştırılmadan ve dolandırıcılık suçlarında haksız menfaatin elde edildiği tarih suç şüpheye yer vermeyecek bir kesinlikte ispat edilmesidir.

  • Ceza avukatına göre Kuşkulu ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez.
  • Ceza Mahkumiyeti bir olasılığa değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.
  • Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanamaz.
  • Ceza avukatları bu prensipten hareket ederek dosyayı incelemelidir.

AĞIR CEZA AVUKATINDAN TAVSİYELER:

Bugün ceza hukukunun bazı temel prensipleri ışığında tavsiyelerde bulunacağız.
Öncelikle ağır ceza avukatı olarak sizlere tavsiyemiz herhangi bir ceza soruşturması başladığında vermiş olduğunuz ifadenizi değiştiremeyeceğinizi bilmelisiniz.

Örneğin savcılık aşamasında ifade verdiniz ancak kovuşturma aşamasında Mahkemede bu ifadenizin aksi bir iddiada bulundunuz işte bu durum herşeyin aleyhinize dönmesine neden olabilir.

Ceza avukatı olarak ikinci bir tavsiyemiz ise ifadenizin şikayet konusu olayla çelişkili olmamasına dikkat ediniz.
Şikayet konusu olayı objektif ve tüm gerçekliği ile anlatmanız lehinize olacaktır.
Savcılık aşamasında tüm delillerinizi sunmaya özen gösterin.

Örneğin işlek bir caddede saldırıya uğradınız ve yaralandınız  ancak saldırgan kaçtı,şahit de bulamıyorsunuz.
Bu durumda saldırganın kimliğini tespit etmek oldukça zordur.
Ağır Ceza avukatı olarak tavsiyemiz Dolayısıyla güçlü delillere ihtiyacımız olacaktır.

En önemli delilimiz ise çoğu caddede bulunan mobese kameraları ve işyeri kameraları olacaktır.
Ancak kamera kayıtlarının ortalama 60 güne kadar saklandığı düşünüldüğünde görüntü kayıtlarının ivedi olarak elde edilmesi zaruridir. Bu amaçla mümkünse savcılık makamından yetki alınarak görüntülü kayıtların elden takipli müzekkere ile alınması gerekmektedir.

Ağır ceza avukatının en önemli delillerinden birisi de tanık anlatımlarıdır.
Ceza avukatı olarak görüşümüz Ceza hukukunun ispat yöntemlerinden en önemlilerinden olan tanıklar verecekleri ifadelerde bilgi ve görgüye sahip olmalıdır.

Olayın görgü tanığı olmayan bir tanığın yarardan çok zararı olacaktır.Dolayısıyla yalancı şahitlik denilen bu husus aynı zamanda tanıklık yapan kişinin cezalandırılmasına bile neden olabilecektir.
Günümüzde Ceza avukatları olarak görüşümüz teknolojinin ve iş hayatının  gelişmesi ile özellikle bilişim suçları ve ekonomik suçlarda ciddi artışlar meydana gelmiştir.

DOLANDIRICILIK VE EVRAKTA SAHTECİLİK SUÇLARININ UNSURLARI İYİ BİLİNMELİDİR.

Bu suçlardan en sık karşılaştıklarımız ise;dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçlarıdır.
Bu suçların alt sınırının bile hükmün ertelenmesine imkan vermemesi nedeniyle sanığın ciddi şekilde savunma yapması gerekmektedir.

Ceza avukatları olarak düşüncemiz En iyi ceza avukatı arıyorum demeden önce Dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçunun oluşması için gerekli olan şartları iyice öğrenmeniz ve savunmanızı buradan yola çıkarak hazırlamanızdır.
Örneğin Yargıtay Kararları ışığında öteden beri ticari ilişki içerisinde olduğunuz bir kişiye karşı dolandırıcılık suçunu işleyemeyeceğiniz ortadadır.
Yine bu kişiye karşı belli dönemlerde ödemeler yapıp sonradan ödeme yapamayan kişinin de dolandırıcılık suçunu işlediği söylenemez.

CEZA AVUKATI OLARAK AVUKAT TUTMANIZI TAVSİYE ETTİĞİMİZ BAZI ÖNEMLİ SUÇLAR:

1-Dolandırıcılık Suçu
2-Evrakta Sahtecilik Suçu
3-Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs
4-Uyuşturucu Madde Ticareti yapmak
5-Yağma

AVUKAT KİMDİR?

Avukatlar, insanların en zor dönemlerinde, hukuki sorunlarında karşımıza çıkar.
Hayat çoğu zaman olumsuz yüzünü gösterir insana.
Bir bakmışsınız bir suçun içindeyiz ve ceza almamak için avukat arayışına girerek haklı neden ararız kendimize.

Bazen ise karmaşanın eşiğine gelmişizdir ve avukat tüm sırlarınızı paylaşmak için hazırdır sizinle.
Bazen de işten çıkarılmışızdır hakkımızı sonuna kadar arama çabasında yine bir avukat arayışına gireriz.

Nihayetinde avukat arayışımız hızlanır çünkü zamanaşımı süreleri bizi rahatsız eder.
Bir an önce dava açarak hakkımızı almak isteriz.
Avukat, ise herşeyi doğru bir şekilde anlatan müvekkil ister kendisine.

Davayı kazanacağız diye davanın esası hakkında yalan söyleyen bir müvekkil bir avukat için en zor seçimdir.
Bu durumu en çok karmaşık davalarda yaşamaktadır.
Müvekkile herşeyi anlatmak güçtür.

Özellikle dava harçlarını ve yargılama giderlerini izah etmek yetenek işidir.
Müvekkillerin çoğuna anlamsız bile gelmektedir dava harçları.
Ancak harçları avukatın almayacağı da malumdur.

Avukatlık ücretin de ise sıkı bir pazarlık söz konusudur.
Ancak Baronun belirlediği avukatlık ücretleri haksız rekabeti önleme konusunda son derece başarılıdır.
Biliriz ki her avukat öncelikle haksız rekabet etmeme konusunda titiz davranacaktır.
Örneğin ağır ceza davalarında  avukatlık ücretini Baronun belirlediği asgari tutarın altında alırlarsa haksız rekabet durumu oluşur.

En azından haksız rekabeti önleyen bu düşünceyi bekleriz.
Avukat mutlaka davayı kazanmalı düşüncesi haklı ile haksız düşüncesi ile çelişmemelidir.
Unutmayalım ki ilahi adalet er geç tecelli eder. Bizler de ilahi adaleti pekiştirmek için mücadele etmeliyiz. Yoksa haksız bir davayı kazanmak dar kapsamda olaylara bakmadan sanık veya savunmanın da savunulmaya ihtiyacı vardır mantığı ile hareket etmeliyiz ki hukuka bir katkımız olsun…