Ceza Yargılamasında İfade ve Sorgu

CEZA YARGILAMASINDA İFADE VE SORGU NEDİR?

İfade; soruşturma aşamasında kolluk veya ilgili savcılık tarafından, söz konusu olayla ilgili şüphelinin beyanlarının alınması işlemini ifade eder. Sorgu ise ifadeden ayrı olarak mahkeme nezdinde yapılır. İfade ve sorguyu ayıran en önemli farklardan birisi de budur.

Kolluk güçlerinin veya savcılığın, sorgulama işlemi yapması mümkün değildir. Diğer bir deyişle; ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi; sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi anlamına gelmektedir.

İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır. Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya usulüne uygun çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir. Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir. Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.

Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.

Zorla getirme, bunun için haklı görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder. Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla saptanır. Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir.

Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde şu hususlara uyulur: a)Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür, b)Kendisine yüklenen suç anlatılır, c)Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir, d)Yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir, e)Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir, f)Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır, g)İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır, h)İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır, i)İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır.

Söz konusu bu tutanakta ise şu hususlar yer alır: 1.İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih, 2.İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği, 3.İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri, 4.Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı, 5.İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.

Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Yasak Sorgu Yöntemleri Nelerdir?

a)Kötü Davranma: Vücut dokunulmazlığı ve sağlığına yönelmiş her tür kasıtlı saldırı ve zarar vermeyi ifade eder. Kötü davranmanın mutlaka fiziksel bir zarar boyutuna ulaşması gerekmez. Bu anlamda örneğin, yüksek sesle müzik dinletme, aç bırakma, çok kuvvetli ışığa maruz bırakma, karanlıkta bırakma, sürekli uykudan uyandırma gibi haller de kötü davranma sayılır. Kötü davranma uzun süreli ve sistematik bir nitelik alırsa artık işkence olarak kabul edilmelidir. Öte yandan ruhsal zarar vermeler de işkence sayılmalıdır.

b)İşkence: Sanığın özgür iradesini kaldırmaya yönelik her tür psikolojik etki olarak tanımlanır. Yine bedene yönelik uzun süreli, sistematik zarar veren davranışlar da işkence sayılmalıdır.

c)İlaç verme: İfadesi alınan ya da sorgulanan kişinin bedeni veya ruhi durumuna etki yapan ve serbest iradesini ortadan kaldırmayı amaçlayan her tür maddedir. CMK yerinde olarak “zorla” terimine yer vermemiştir. Zira şüpheli ya da sanığın özgür iradesini ortadan kaldırmaya yönelik her türlü müdahale şüpheli ya da sanık “rıza gösterse dahi” yasaktır. Dolayısıyla ilaç vermenin zorla olması önemsizdir. İlaç, katı, sıvı ya da gaz şeklinde olabilir. Yine ilaç uyuşturucu olabileceği gibi uyanık tutucu da olabilir.

d)Yorma: Yorma kişinin iradesi üzerinde kontrolünü yitirmesine sebep olacağından ve bu suretle beyanı özgür iradesine dayanmayacağından yasak ifade alma ve sorgu yöntemi olarak kabul edilmiştir. Örneğin, kişinin uzun süre ve/veya aralıksız sorgulanması yorma kavramı içinde değerlendirilebileceği gibi yorgunken ele geçirilmiş kişinin derhal sorgulanması da yorma olarak kabul edilmelidir.

e)Aldatma: İfadesi alınan ya da sorgulanan kişinin irade özgürlüğüne zarar veren hileli davranışlar olarak tanımlanabilir. Aldatma bilinçli bir yalanı ifade eder. Dolayısıyla şüpheli ya da sanığın yanılgısından yararlanılabilir. Yine bazı gerçeklerin saklanması da aldatma olarak kabul edilmez.

Buna karşılık diğer şeriğin suçunu itiraf ettiği, şüpheliyi olay yerinde gördüğünü söyleyen bir tanığın bulunduğu gibi yalanlar aldatmadır. Ancak neyin aldatma olarak kabul edildiğini belirlemek çok kolay değildir. Yine şüpheliye susarsa en ağır ceza ile cezalandırılacağının söylenmesi de aldatma sayılmalıdır.

f)Cebir veya tehditte bulunma: Bu daha çok kötü davranma ve işkenceye yakın bir kavramdır. Kişinin özgür iradesini etkileyebilecek bedeni ve ruhsal durumu üzerinde doğrudan etki doğuran her uygulama cebir ve tehdit olarak nitelenebilir. Önceki düzenlemede yer alan “şiddet” kavramı yerinde “tehdit” kavramına yer verilmiş olduğuna dikkat edilmelidir.

g)Bazı araçları kullanma: Burada da hareket noktası kişinin özgür iradesidir. Bu anlamda özgür iradeyi etkileyen yöntemler kullanmak yasaktır. Örneğin, hipnoz, narkoanaliz, yalan makinesi kullanmak yasaktır. Ancak bu sayımın sınırlı olmadığı ifade edilmelidir. Gerçekten “… gibi” demek suretiyle yasa bunu açıkça ifade etmiştir.

h)Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Örneğin, kolluk ifade alırken şüpheliye suçunu itiraf etmesi halinde ceza almayacağını ve dosyanın kapatılacağını söyleyemez. Ancak burada böyle bir iddia da bulunan şüphelinin çeşitli ispat zorlukları ile karşılaşacağı açıktır. Kanuna aykırı yarar vaadinin aldatma kavramına yaklaştığına dikkat çekilmelidir.

Nihayet ceza hukuku mevzuatımıza yeni dâhil edilmiş bulunan “uzlaşma”nın savcı tarafından sanığa teklif edilmesi kanuna aykırı bir yarar vaadi olarak kabul edilmemelidir. Yine TCK m.38/3’ün uygulanmasına yönelik sözler de kanuna aykırı vaat değildir.

Doğrudan-Çapraz Sorgu Ayrımı Nedir?

Doğrudan Sorgu – Çapraz Sorgu

Doğrudan sorgu; sadece güvendiğiniz, inandığınız ve yargıcın da inanmasını istediğiniz tanığa uygulanan bir yöntemdir. Çapraz sorgudaysa; başka bir tarafın tanığı doğrudan doğruya sorgudan geçmiş ve bir şekilde güven uyandırmış durumdadır. Siz ona çapraz sorgu yaparak onun güvenilmez bir tanık olduğunu ortaya koyarsınız.

Çapraz sorgulama; üslup sert, saldırgan, salt puan getirici noktalara vuruş yapan ve açığı yakalamaya yönelik bir sorgu sistemidir. Geniş anlamda çapraz sorgunun amaçladığı, hukuka uygun yollardan maddi gerçeğe ulaşmaktır. Adil yargılanma ilkesiyle uyumlu pek çok ilkenin uygulamada yer bulmasını sağlar. En önemli etkisini, delillerin değerlendirilmesi aşamasında gösterir.

Çapraz sorgu,  sorgu faaliyetinin bir bölümünü oluşturur.  Anglo-Sakson sisteminde sorgunun üç aşaması bulunur: Doğrudan sorgu, çapraz sorgu ve yeniden sorgu.  Sorgulamaların bu sıralamaya uygun olması gerekir. Bir aşama atlanarak diğerine geçilemez. Tüm bu aşamalardan sonra ulaşılacak delillerin bütünlük arz etmesi gerekir. Sorgu ve çapraz sorgunun uygulanma usulleri birbirinden farklıdır.

Öncelikle sorgu hâkim tarafından gerçekleştirilir oysa çapraz sorguyu savcı veya savunma avukatı uygular. Başka bir fark da, sorgunun sanığa; çapraz sorgunun ise tanık, bilirkişi ve davaya katılana yönelik olmasıdır. Bu kişiler, tanık kürsüsünden yeminle dinlenir. Savcı, tanıklara sadece doğruyu söyletmeyi amaçlamaz, ifadelerin güvenilirliğini de sağlamaya çalışır. İki sistemin ayrımının sonucu, tanıklık kurumunda hissedilir. Çapraz sorgu, bir “hak” olarak düşünülmelidir.

Her durumda uygulanması şart değildir. Faydalı olduğuna kanaat getirilen ve gerekli görülen durumlarda uygulanabilecek bir delil elde etme aracıdır. Sanığın, tanık sıfatını kazanması Anglo Sakson hukuk sisteminde mümkündür.  Sanık, tanıklık için gereken yemini verdikten sonra, tanık kürsüsünden dinlenebilir.  Kıt’a Avrupası hukuk sisteminde ise bu mümkün değildir.  Sanık ancak hâkim tarafından yeminsiz olarak sorgulanır. İngiliz hukukunda(Anglo Sakson sistem),  çapraz sorgu hem ceza,  hem de hukuk davalarında uygulanır.

Hâkim, “taraf”  sorgularına,  zorunlu olan ender durumlarda müdahalede bulunur.  Çapraz sorgu,  İngiltere’de avukatlık mesleğini gerçek bir sanata dönüştüren kurumlardandır. İyi işleyen bir çapraz sorgu için,  sistemi uygulayan devletlerde detaylı düzenlemeler yapılmış ve bu sistemin hukuki ve teknik boyutlarının sınırları belirlenmiştir. Bunların yanı sıra sistem,  içinde önemli bir felsefe de bulundurur.

Delille ilgili hususlar, etik kurallar, tanığa soru sorma, tartışma aşaması, davanın sunuluşu gibi pek çok konu, çapraz sorgu sisteminde önemli noktaları oluşturur.

Doğrudan Sorgulamanın Özellikleri

Yönlendirici soru sorulmamalıdır. Çünkü yönlendirici soru sorulursa ondan almayı istediğiniz yanıta doğru tanığı yönlendirirsiniz. Kronolojik sıralama mantıklıdır, kolaydır ve işi kolaylaştırır. Duyduğunu aktarmak kuralı; tanığın başkasından duyduğunu veya başkasının bilgisini aktarması geçerli değildir. Sanık ancak kendi deneyimini ve görgüsünü aktarabilir. Aksi takdirde tanığın anlatımlarına itiraz edilmelidir.

Çapraz Sorguda Üç Soru Kategorisi Nedir?

Doğrudan sorguda salt anlattırıcı, açık uçlu ve yönlendirici olamayan sorular sorulmalıdır. Çapraz sorguda ise; yanıtı kendi içinde saklı, cevabını önceden bildiğimiz sorular adeta tanığa yinelettirilir, teyit ettirilir.

  1. Algılama Yeteneği İle İlgili Sorular

Çapraz sorgulama yapılacağı zaman, öncelikle sorgulanacak kişinin beş duyu organında hasar var mı? Bunları düzgün kullanıp, olayı beş duyu organıyla tamamen algılamış mı, bunun ortaya çıkarılması gerekir

  1. Anımsama Yeteneği ile İlgili Sorular

İnsan belleği zaman geçtikçe eğimli olarak biraz daha unutan bir tablo çizmektedir. Şahsın belleğinin güvenilirliği ile ilgili durumlar vuku bulabilir.

  1. Yan Tutmak İçin Bir Nedenin Olup Olmadığı İle İlgili Sorular

Çapraz sorguda sorgulanması gereken üçüncü soru, tanığın içtenliğidir. Başka bir ifadeyle; tanığın yanlardan birinin lehine ya da aleyhine davranmak için bir nedeninin olup olmadığının araştırılmasıdır.